Toplumun Yeni Hali: Sus, Karışma, Devam Et.
Toplum yavaş yavaş aynı noktaya sürükleniyor: Gör, duy, rahatsız ol… Ama sus, karışma ve yoluna devam et.
Geçtiğimiz günlerde şehir içi ulaşımda belediye halk otobüsüne bindim. Malum, hava sıcak… Millet işten çıkmış, kimi yorgun, kimi dalgın, kimi de “ Bir an önce eve varsam” derdinde. Otobüs zaten tıklım tıklım. Ayakta duran desen ayrı dert, oturan desen ayrı…
Tam o sırada yaklaşık 40 yaşlarında bir kadın, telefonunun hoparlörünü açtı, başladı konuşmaya. Ama öyle normal konuşma değil… Sanki otobüsteki herkes onun aile meselesini dinlemek zorundaymış gibi yüksek sesle konuşuyor. Bir ara baktım, otobüste herkes birbirine göz ucuyla bakıyor ama tek bir kişi dönüp “Abla biraz sessiz konuşur musun?” diyemiyor.
Niye diyemiyor?
İşte memleketin asıl meselesi de burada başlıyor.
Yanımda oturan 55-60 yaşlarında bir amca hafiften iç geçirerek, “Ah ah kardeşim…” dedi. “Biz yıllardır oy verdik, destek olduk ama vallahi artık erkek konuşmaya korkuyor. Şimdi biri dönüp bu kadına ‘Biraz yavaş konuş’ dese, kadın ters anlasa, hemen olay büyür. ‘Beni rahatsız etti’ dese, adam derdini anlatana kadar zaten suçlu ilan edilir.”
Otobüste bulunan herkes rahatsızdı ama kimsenin dili varmıyordu konuşmaya. Çünkü artık insanlar haklı olmaktan önce, başına iş açılmasından korkuyor.
Kadın konuşuyor da konuşuyor…
Bir ara telefonda çocuğuna hitaben, “O ş*refsiz baban gelirse polisi ara, ben de gidip uzaklaştırma alacağım” diye bağırınca otobüs resmen buz kesti. Millet kafasını cama çevirdi. Kimisi yere baktı, kimisi kulaklığın sesini açtı. Ama herkes duydu.
Şimdi mesele şu: Kadına şiddet elbette kabul edilemez. Kimsenin buna itirazı yok. Bu ülkede kadın cinayetleri yaşandı, hâlâ yaşanıyor. Devletin kadınları koruması da görevdir. Buna kimse “olmasın” demez.
Ama öbür tarafta da toplumda oluşan başka bir korku var. İnsanlar artık en basit uyarıyı bile yapmaya çekiniyor. Çünkü herkes diken üstünde. Kimse yanlış anlaşılmak istemiyor. Hele hele toplu taşımada, sokakta, kamu alanında millet artık birbirine laf etmeye korkar olmuş.
Eskiden bir amca dönüp, “Kızım biraz sessiz konuş da millet rahatsız olmasın” derdi. Konu kapanırdı. Şimdi kimse kimseye bir şey diyemiyor. Çünkü herkesin aklında aynı düşünce: “Ya olay büyürse?”
İşin daha ilginç tarafı ise şu: Otobüste bulunan kadınlar bile rahatsızdı ama onlar da konuşmuyordu. Çünkü artık mesele sadece kadın-erkek meselesi değil; mesele toplumun birbirine tahammülünün kalmaması meselesi.
Urfa’da bir söz vardır: “Milletin sabrı daş olmuş, kimse dokunmaya cesaret edemiyir.”
Tam da öyle bir dönemdeyiz.
Toplum olarak garip bir hâle geldik. Herkes içinden söyleniyor ama kimse açık açık konuşamıyor. İnsanlar rahatsız oluyor ama tepki veremiyor. Çünkü en küçük tartışmanın bile nereye gideceği belli değil.
Bakın, toplu taşıma ortak yaşam alanıdır. Orada yüksek sesle konuşmak da yanlıştır, çevreyi rahatsız etmek de… Bunun kadınla erkekle alakası yoktur. Görgü kuralı dediğin şey herkes içindir.
Ama bugün geldiğimiz noktada insanlar artık haklı olmaktan çok, başına geleceklerden korkuyor. İşte tehlikeli olan da budur.
Çünkü korkunun olduğu yerde sağlıklı iletişim olmaz. İletişimin olmadığı yerde ise toplum sessizleşir.
Otobüste o gün aslında sadece bir kadın yüksek sesle konuşmuyordu. Aynı zamanda toplumun içine biriken gerginlik, güvensizlik ve korku da bağırıyordu.
Millet susuyordu… Ama herkesin içinde ayrı bir cümle vardı.
Urfa tabiriyle: “Kimse ağzını açmiyy ama herkesin ciğeri yaniyy.”