Basın Toplantısına Kimler Davet Edilmeli?

Gazetecilik ile sosyal medya paylaşımcılığı arasındaki sınırlar giderek belirsizleşmeye başladı.

Bugün birçok belediye, kamu kurumu ve kuruluş tarafından düzenlenen “basın toplantıları”nda gazetecilerin yanı sıra sosyal medya paylaşımcılarının da davet edildiğine sıkça tanık oluyoruz. Oysa burada önce kavramların doğru anlaşılması gerekiyor.

Adı basın toplantısı ise davet edilmesi gerekenler de basın mensuplarıdır.

Eğer düzenlenen organizasyonun amacı sosyal medya hesaplarında paylaşım yapılmasını sağlamaksa, bunun adı da açıkça “sosyal medya buluşması”, “dijital tanıtım toplantısı” ya da benzeri bir ifade olmalıdır.

Çünkü basın ile sosyal medya paylaşımcılığı aynı şey değildir.

Gazetecilik; eğitim, deneyim, etik kurallar ve hukuki sorumluluk gerektiren bir meslektir. Gazeteci yalnızca haber yazmaz; araştırır, doğrular, farklı görüşlere yer verir, kamu adına soru sorar ve yaptığı haberin hukuki sorumluluğunu taşır. Yanlış bilgi verdiğinde tekzip alır, dava ile karşılaşabilir ve mesleki itibarını riske atar.

Sosyal medya paylaşımcılığı ise bambaşka bir alandır. Elbette bu alanda da özenli ve sorumluluk sahibi kişiler vardır. Ancak ne yazık ki birçok paylaşımda öncelik kamu yararı değil, etkileşim olmaktadır. Beğeni, yorum ve görüntülenme uğruna doğrulanmamış bilgiler paylaşılabilmekte, etik sınırlar kolayca aşılabilmektedir.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri trafik kazalarıdır.

Bir gazeteci, kaza yerinde çektiği fotoğrafı yayımlarken ölen veya yaralanan insanların onurunu, ailelerinin yaşayacağı acıyı ve meslek etiğini düşünmek zorundadır. Kanlı görüntüleri sansürler, gerekirse hiç yayımlamaz. Çünkü gazeteciliğin temel ilkelerinden biri insan onuruna saygıdır.

Oysa sosyal medyada zaman zaman bunun tam tersi görüntülerle karşılaşıyoruz. Trafik kazaları, cinayetler, iş kazaları ve benzeri olaylarda kanlı fotoğraflar, insanların en mahrem anları hiçbir filtre uygulanmadan paylaşılabiliyor. Üstelik bu paylaşımlar çoğu zaman yalnızca daha fazla etkileşim elde etmek amacıyla yapılıyor. O görüntülerin aileler üzerinde oluşturacağı travma ise çoğu zaman düşünülmüyor.

İşte gazetecilik ile sosyal medya paylaşımcılığı arasındaki en önemli farklardan biri budur.

Gazeteci önce vicdanını, sonra meslek ilkelerini, ardından haber değerini düşünür.

Sosyal medya paylaşımcılığında ise çoğu zaman ilk düşünülen şey, paylaşımın ne kadar izleneceğidir.

Bir başka önemli konu ise basın toplantılarının amacıdır.

Basın toplantıları, yalnızca yapılan hizmetlerin anlatıldığı organizasyonlar değildir. Aynı zamanda yöneticilerin kamuoyuna hesap verdiği platformlardır. Gazeteci oraya alkışlamak için değil, toplum adına soru sormak için gider.

Bir gazeteci; “Bu proje neden gecikti?” “İhale neden iptal edildi?” “Vatandaşın şikâyetleri neden çözülemiyor?” diye sorabilir.

Çünkü onun görevi kamu adına denetim yapmaktır.

Bu nedenle kurumların düzenlediği basın toplantılarında gazetecilerin bulunması büyük önem taşımaktadır. Basın toplantılarının amacı haber üretmek, kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve yöneticilerin sorulara açık olmasını sağlamaktır.

Ne yazık ki son yıllarda bazı kurumlar bu ayrımı göz ardı etmektedir. Basın toplantıları, giderek tanıtım organizasyonlarına dönüşmekte; gazetecilerle birlikte mesleki sorumluluğu bulunmayan sosyal medya paylaşımcıları da aynı kapsamda davet edilmektedir.

Oysa bu yaklaşım, gazetecilik mesleğinin değerini zedelemektedir.

Hiç kimse sosyal medya paylaşımcılığını küçümsememelidir. Dijital mecralar günümüz iletişiminin önemli bir parçasıdır. Ancak her mesleğin bir sınırı ve bir tanımı vardır.

Nasıl ki bir doktorun görevini başka biri üstlenemezse, gazetecilik de yalnızca haber paylaşmakla yapılabilecek bir iş değildir.

Bu nedenle kurumların davet politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir.

Eğer toplantının adı basın toplantısı ise davet edilmesi gerekenler gazeteciler ve basın mensupları olmalıdır.

Eğer amaç sosyal medya hesapları üzerinden tanıtım yapmaksa, bunun için ayrıca sosyal medya içerik üreticilerine yönelik etkinlikler düzenlenebilir.

İki alanın birbirine karıştırılması, ne gazeteciliğe ne de kurumsal iletişime katkı sağlar.

Gazetecilik, toplum adına soru soran, araştıran, doğrulayan ve gerektiğinde yöneticileri eleştirebilen bir kamu görevidir.

Sosyal medya ise güçlü bir iletişim aracıdır.

Bu iki kavramın birbirinin yerine kullanılmasına izin verilmemelidir.

Çünkü güçlü bir demokrasi; alkışlayanlarla değil, soru sorabilen gazetecilerle ayakta kalır. Basın toplantılarının gerçek anlamını koruyabilmesi için de kurumların bu ayrımı titizlikle gözetmesi artık bir tercih değil, mesleğe ve kamuoyuna karşı bir sorumluluktur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Bültenimize Kaydolun

Şanlıurfa yerel ve ulusal haberlerden ve fırsatlardan haberdar olun.

Benzer Haberler

Vali Şıldak, şehit ailelerini ziyaret etti

Vali Hasan Şıldak, Eşi Fatma Nur Şıldak ile beraber Şehit Ahmet İlyasoğlu’nun ailesini ziyaret ederek Şehit Menduh Çelik’in vefat eden annesinin taziyesine katıldı.

Şanlıurfa’da internet medyası temsilcileri bir araya geldi

Şanlıurfa’da internet medyasında faaliyet gösteren kurumların temsilcileri, özel bir mekanda bir araya geldi. Toplantıda, sektörün ve kentteki dijital medya faaliyetlerinin geleceği ele alındı.

Amedspor’dan Kocaelispor Maçı Sonrası Sert Açıklama

Amedspor, Şanlıurfa’da oynanan Kocaelispor karşılaşmasının ardından, karşı karşıya kaldıkları algı operasyonlarına ilişkin sert bir açıklama yaptı.

EYYÜBİYE’DE KADINLAR ÜRETİYOR, ÖĞRENİYOR, GÜÇLENİYOR

Eyyübiye Belediyesi’nin kadınlara yönelik hizmet alanlarından biri olan Yenice Kadın Destek Merkezi, her yaştan kadının meslek öğrenip sosyalleştiği bir eğitim yuvası haline geldi. Merkezde biçki-dikiş, kuaförlük, el sanatları, okuma-yazma ve Kur’an kursları yoğun ilgi görürken, annelerin kurslara rahatça katılabilmesi için çocuklar için ücretsiz kreş hizmeti de sunuluyor.