“Beğenmisiz, 153’e Şikâyet Et!”: Bir Otobüsten Şanlıurfa’nın Ulaşım Karnesi

Ama bir de işin görünmeyen tarafı var.

Otobüsün içinde yaşananlar…

Şoförle yolcunun iki kelimelik atışması, yaşlı bir teyzenin kapıya yetişme telaşı, öğrencinin “Abi biraz bekle” demesi, elinde pazar poşetleriyle ayakta duran amcanın “Hele bi yanaşın” diye seslenmesi…

Yani aslında otobüs dediğimiz şey, küçücük bir Şanlıurfa.

İçinde her kesimden insan var.

Ve bazen bir şehrin bütün ulaşım karnesini görmek için uzun uzun rapor okumaya da gerek yok. Bir belediye otobüsüne binip birkaç durak gitmek yetiyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay da bunu bir kez daha gösterdi.

Otobüs tıklım tıklım…

Hani Urfalının deyimiyle, “İğne atsan yere düşmez.”

Yaşlı bir teyze durağına yaklaşırken kapıya doğru ilerlemeye çalışıyor. Fakat otobüs öylesine kalabalık ki kadıncağızın kapıya ulaşması birkaç saniye sürüyor.

Tam o sırada otobüs hareket ediyor.

Teyze haklı olarak sesleniyor:

“İnen var!”

Şoförün cevabı ise biraz sert:

“Biraz acele etseydin. Ben hareket ediyorum, sen ‘inen var’ diyisen!”

Teyze de Urfa usulü geri adım atmıyor:

“E otobüs kalabalık, ben nasıl geleyim kapıya? Sen görmisen kalabalığı?”

Şoför:

“Sen de önceden hazır ol, kapıya doğru ilerle.”

Teyze:

“Ya sen görisen kalabalığı, nasıl ilerleyim?”

İşte mesele tam da burada düğümleniyor.

Kim haklı?

Şoför mü?

Yolcu mu?

Belki ikisinin de kendince haklı olduğu taraf var.

Şoför saatlerdir direksiyon başında. Trafik, sıcak, korna, dur-kalk, yoğunluk, zaman baskısı… Bunların hepsi insanı yorar.

Ama diğer tarafta yaşlı bir kadın var.

Kalabalığın içinde güçlükle ilerleyen ve sadece durağında güvenli biçimde inmek isteyen bir vatandaş…

İşte kamu hizmetinin asıl sınavı da burada başlıyor.

Çünkü şoförün işi yalnızca direksiyon çevirmek değildir.

İnsan taşımaktır.

İnsan taşımak ise biraz sabır, biraz anlayış, biraz da gönül ister.

Bizim Urfa’da eskiden bir büyüğümüz otobüsten inecek olsa, gençler hemen kenara çekilirdi.

“Buyur teyze…”

“Hele ağır ağır in…”

“Dur şoför, ablamız inecek…”

Ne büyük laflardı bunlar!

Basit görünürdü ama içinde koca bir kültür taşırdı.

Şimdi birkaç saniyelik bekleme için “Acele etseydin” deniliyorsa, insan ister istemez soruyor:

Biz ne ara bu kadar aceleci olduk?

Bizim memlekette eskiler boşuna dememiş:

“Büyüğe saygı, küçüğe sevgi.”

Daha sonra teyze otobüsten iniyor.

Ardından şoförün söylediği bir başka söz duyuluyor:

“Bunların yüzünden bu şehirde çalışılmaz.”

Otobüsün içinden bir amca dayanamayarak:

“İdare et looo…”

diyor.

İşte Urfa’nın bütün meseleyi üç kelimeyle çözme teşebbüsü:

“İdare et looo…”

Fakat şoförün de cevabı yabana atılacak değil:

“Hangisini idare edelim? Günde 12 saat çalışıyoruz.”

İşte burada da şoförün penceresinden bakmak gerekiyor.

Günde 10-12 saat direksiyon başında olmak kolay değildir. Sürekli insanlarla muhatap olmak, yoğun trafikte araç kullanmak, sıcak havada çalışmak, bir yandan sefer saatine yetişmeye çalışmak gerçekten ciddi bir stres oluşturabilir.

Şoför de insandır.

Onun da sabrı tükenebilir.

Onun da yorulmaya, bunalmaya hakkı vardır.

Ama tam da bu yüzden sistemin devreye girmesi gerekir.

Şoförü yalnız bırakmamak…

Vatandaşı da yalnız bırakmamak…

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı ve toplu taşıma işletmecileri açısından burada önemli bir görev ortaya çıkıyor.

Hizmet içi eğitim yalnızca trafik kurallarından, güzergâhlardan ve araç kullanımından ibaret olmamalı.

Şoföre;

“Öfkeli yolcuya nasıl yaklaşılır?”

“Yaşlı vatandaşla nasıl iletişim kurulur?”

“Engelli yolcuya nasıl yardımcı olunur?”

“Kalabalık otobüste kriz nasıl yönetilir?”

“Stres nasıl kontrol edilir?”

“Öfke yükseldiğinde iletişim nasıl yumuşatılır?”

bunlar da öğretilmeli.

Hatta psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli.

Çünkü direksiyonun başındaki insan, gün boyunca yalnızca otobüs kullanmıyor.

Aynı zamanda onlarca, yüzlerce insanın stresini de taşıyor.

Fakat bir başka konu daha var.

153 meselesi.

Otobüsün içinde bir vatandaş şöyle diyor:

“Abe biz 153’e şikâyet ediyoruz. Kayıt oluştu diyorlar. Sonra ne arayan var ne soran…”

Bir başkası ekliyor:

“Abe zaten bunlara yaptırım yok ki. Olsa böyle davranırlar mı?”

Ve şoförün o meşhur cümlesi geliyor:

“Beğenmisiz, 153’e şikâyet et!”

İşte bu cümle, bir otobüsün içinden çıkıp koca bir yönetim meselesine dönüşüyor.

Vatandaş gerçekten şikâyet ettiğinde ne oluyor?

Kamera görüntüleri inceleniyor mu?

Şoförün savunması alınıyor mu?

Şikâyet haklı bulunursa işlem yapılıyor mu?

Vatandaşa sonuç bildiriliyor mu?

Yoksa 153, vatandaşın öfkesini dinleyip bir kayıt numarası veren bir sistemden mi ibaret?

Elbette 153 önemli.

Elbette vatandaş şikâyet edecek.

Ama asıl mesele, vatandaşın sürekli şikâyet etmek zorunda kalmayacağı bir ulaşım kültürü oluşturmak.

Çünkü yaptırım kadar eğitim de önemlidir.

Denetim kadar iletişim de önemlidir.

Şikâyet kadar geri dönüş de önemlidir.

Ve belki en önemlisi, şoförün de vatandaşın da birbirini düşman gibi görmemesidir.

Çünkü ikisi de aynı otobüstedir.

Biri direksiyonun başında…

Diğeri koltukta…

Ama ikisi de aynı şehrin insanıdır.

Şanlıurfa’da ulaşım kalitesini sadece otobüs sayısıyla, sefer sıklığıyla, klima çalışıyor mu çalışmıyor mu diye ölçmemeliyiz.

Bir başka ölçümüz daha olmalı:

Vatandaş otobüsten inerken kendisini değerli hissediyor mu?

Bence asıl mesele budur.

Çünkü yeni otobüs alabilirsiniz.

Güzergâh değiştirebilirsiniz.

Durak yapabilirsiniz.

Sefer sayısını artırabilirsiniz.

Ama otobüsün içinde insan insana saygı yoksa, hizmetin bir tarafı hep eksik kalır.

Bizim Urfa’nın güzel bir sözü vardır:

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”

Bazen ulaşımda en büyük yatırım, milyonlarca liralık otobüs değil; birkaç kelimelik nezakettir.

“Buyur abla.”

“Hele ağır ağır in.”

“Bir dakika bekleyelim.”

“Kolay gelsin abi.”

“Eyvallah kardeşim.”

Bakın, mesele bu kadar basit.

Bir yolcu şoföre “Kolay gelsin” dese…

Şoför de yolcuya “Sağ ol abim” dese…

Belki aynı yolculuk, aynı trafik, aynı sıcaklık devam edecek.

Ama kavga olmayacak.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey çözümden önce insanca muamele görmektir.

Şanlıurfa’nın ulaşımında artık yalnızca araçların değil, iletişimin de vites değiştirmesi gerekiyor.

Şoförün yükünü hafifletelim.

Vatandaşın sesini duyalım.

153’ü gerçekten çalışan bir geri bildirim mekanizmasına dönüştürelim.

Eğitimi, denetimi ve iletişimi aynı masaya koyalım.

Ve biraz da Urfalıca söyleyelim:

Abe, idare edek looo…

Ama bir şartla:

Vatandaşı da sonsuza kadar idare ettirmeyek!

Çünkü şehir dediğimiz şey asfalt değil yalnızca.

Şehir; birbirimize söylediğimiz söz, birbirimize gösterdiğimiz sabır ve en zor anda bile koruyabildiğimiz insanlıktır.

Bir otobüs hareket eder…

Bir durakta durur…

İnsanlar iner, insanlar biner.

Ama geriye bazen bir cümle kalır.

“Beğenmisiz, 153’e şikâyet et!”

İşte o cümle, bir şoförün ağzından çıkmış sıradan bir söz olarak kalmamalı.

Şanlıurfa’nın ulaşım karnesine yazılmış bir soru işareti olarak görülmeli.

Ve o soru işaretinin cevabı da belli:

Daha çok eğitim, daha güçlü denetim, daha iyi iletişim ve biraz daha Urfalı sabrı…

Hele bir de birbirimize:

“Abe, geç hele… Yaşlıdır, bekleyelim.”

diyebiliyorsak…

İşte o zaman yalnızca otobüsler değil, Şanlıurfa da yol alıyor demektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Bültenimize Kaydolun

Şanlıurfa yerel ve ulusal haberlerden ve fırsatlardan haberdar olun.

Benzer Haberler

Şanlıurfaspor’da 2026-2027 sezonu biletleme uygulaması belli oldu

Şanlıurfaspor Kulübü, 2026-2027 sezonunda uygulanacak biletleme sistemini açıkladı. Yeni sezonda yalnızca VIP tribünü için kombine bilet satışı yapılacak. Diğer tribünlerde ise her iç saha karşılaşması öncesinde tek maçlık bilet satışı gerçekleştirilecek.

Şehir Hastanesi’nin Yanındaki Dev Arazi İçin Rant Tartışması Büyüyor

ŞANLIURFA – DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, Yeni Şanlıurfa Şehir Hastanesi’nin hemen karşısında bulunan ve Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait olduğu belirtilen yaklaşık 400 dönümlük arazinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredileceği ve yapılaşmaya açılacağı yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı.

Beyazgül ‘ün seçim bürosundaki coşku salona sığmıyor

Samimiyetin adı, istikrarın adayı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, Seçim ofisini dolduran vatandaşlarla bir araya geldi.

Gazeteci Mustafa Karakuş ‘un Acı Günü

Gazeteci Mustafa Karakuş ‘un babası Belediyeden emekli Halil Karakuş vefat etti.