Bazen bir doktorun vedası, sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlatır. Siverek Devlet Hastanesinde görev yapan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kadir Kiraz’ın istifa açıklaması da tam olarak böyle bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Kiraz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, daha önce Kayseri’de günde 60-70 hastaya baktığını, mecburi hizmet kapsamında atandığı Siverek’te ise hasta yoğunluğunun çok daha ağır olduğunu belirtiyor. Yaklaşık 400 bin kişilik nüfusa hizmet veren hastanede, fizik tedavi branşında iki doktor görev yaptığını; hekimlerden birinin haftanın iki günü heyet hizmetinde bulunması nedeniyle poliklinik yükünün arttığını anlatıyor.
Günlük hasta sayısının 120’nin altına düşmediğini, bazı günler 130-140 hastaya baktığını, buna rağmen 60-70 kişiyi geri çevirmek zorunda kaldığını söylüyor.
Ancak Kiraz’ın açıklamasındaki asıl çarpıcı nokta, istifa kararını yalnızca yoğun çalışmaya bağlamaması. Onu yıpratanın, bütün çabasına rağmen kendisine başvuran herkese yardımcı olamamak olduğunu ifade ediyor. Sabah işe giderken kaç kişiyi geri çevireceğini düşünmenin kendisini tükettiğini anlatıyor.
İşte meselenin can alıcı noktası burada.
Bir doktor, gün boyunca onlarca hastaya bakıyor ama yine de kapıdan dönen insanlar oluyor. Hekim görevini yapmak istiyor, vatandaş sağlık hizmeti bekliyor; mevcut kapasite ise herkese yetmiyor.
O hâlde soruyu doğru yerden sormak gerekiyor: Bir ilçenin sağlık ihtiyacı ile mevcut hekim kapasitesi arasındaki bu dengesizlik neden yaşanıyor?
Meclis kürsüsünde milyarlar, Siverek’te cevapsız sorular
Şanlıurfa’da sağlık yatırımları gündeme geldiğinde milyarlarca liralık rakamlar da konuşuluyor. AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdurrahim Dusak’ın Meclis kürsüsünde 39 milyar liralık sağlık yatırımı rakamını dile getirdiği belirtiliyor.
Elbette hastaneler, tıbbi cihazlar ve sağlık altyapısına yapılan yatırımlar önemlidir. Ancak kamuoyunun bilmesi gereken yalnızca ne kadar harcama yapıldığı değil, bu yatırımların vatandaşın hayatında nasıl bir karşılık bulduğudur.
Hastane binası yapmak başka, o hastanede vatandaşın ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini alabilmesini sağlamak başkadır.
Sayın Dusak’ın açıkladığı 39 milyar liranın hangi dönemi ve yatırım kalemlerini kapsadığı, ne kadarının tamamlanarak hizmete girdiği açıkça ortaya konulmalı. Bunun yanında hekim istihdamı, branşlara göre personel dağılımı ve ilçelerdeki sağlık kapasitesi de değerlendirilmelidir.
Çünkü Siverek’te bir doktor günde 130-140 hastaya baktığını ve 60-70 kişiyi geri çevirmek zorunda kaldığını söylüyorsa bu açıklama, yatırım rakamlarının yanında ayrıca ele alınmayı hak ediyor.
Burada amaç yapılan yatırımları yok saymak değil; bu yatırımların sahadaki ihtiyaçları ne ölçüde karşıladığını sorgulamaktır.
Siyaset, elbette yapılan hizmetleri anlatabilir. Ancak kamu hizmeti söz konusu olduğunda, anlatılanlarla sahada karşılaşılanlar arasındaki farkın da açıklanması gerekir.
Şehir hastanesi kadar ilçelerin ihtiyacı da önemli
Şanlıurfa Şehir Hastanesi gibi büyük projeler kentin sağlık altyapısı açısından önem taşıyor. Fakat bir şehirde sağlık hizmetinin başarısı yalnızca büyük hastaneler üzerinden ölçülemez.
Siverek’in, Suruç’un, Viranşehir’in ve diğer ilçelerin ihtiyaçları da nüfuslarına, hasta yoğunluklarına ve uzmanlık alanlarına göre değerlendirilmelidir. Vatandaşın her branşta hizmet almak için merkeze gitmek zorunda kalmadığı, ilçelerde de yeterli sayıda uzman hekimin bulunduğu bir yapı oluşturulmalıdır.
Dr. Kiraz’ın açıklaması, Siverek’te ilgili branşın mevcut kapasitesinin yeniden incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Kaç hekime ihtiyaç duyuluyor? Günlük başvuruların ne kadarı karşılanabiliyor? Geri çevrildiği belirtilen hastalar daha sonra sağlık hizmetine ulaşabiliyor mu? Yeni hekim görevlendirmesi planlanıyor mu?
Bu soruların cevabı, sorunun boyutunu anlamak ve çözüm üretmek açısından önem taşıyor.
Elbette tek bir doktorun açıklamasından hareketle Şanlıurfa’daki bütün sağlık hizmetlerini yetersiz ilan etmek doğru olmaz. Ancak yaşananları münferit bir istifa haberi olarak görüp geçmek de doğru değildir.
Doktoru da hastayı da yoran tablo
Kiraz’ın açıklamasında dikkat çeken bir başka ayrıntı, hastalarının kendisine saygısızlık yapmadığını özellikle belirtmesi. Onu yoranın, insanları geri çevirmek zorunda kalması olduğunu anlatıyor.
Bu durum, sağlık hizmetlerinde kapasite sorununun hem hastayı hem de hekimi nasıl etkilediğini gösteriyor. Vatandaş muayene olamadığında hayal kırıklığı yaşıyor; hekim ise mesleki sorumluluğunu yerine getirmek istediği hâlde herkese yetişemiyor.
Böyle bir tabloda sorumluluğu yalnızca doktora yüklemek veya vatandaşı suçlamak kolaycılık olur. Asıl mesele, sağlık hizmetinin ihtiyaca uygun planlanıp planlanmadığıdır.
Hekimlerin fedakârlığı elbette kıymetlidir. Ancak kamu hizmetinin sürekli olarak kişisel fedakârlıklarla yürütülmesi beklenemez. Hekim ihtiyacı doğru belirlenmeli, hasta yoğunluğu ölçülmeli ve çalışma koşulları sürdürülebilir hâle getirilmelidir.
Sağlık sisteminin başarısı, bir doktorun ne kadar hastaya baktığı kadar, kaç kişinin ihtiyaç duyduğu hizmete zamanında ulaşabildiğiyle de ölçülür.
Son söz: Rakamların ötesindeki gerçeği görmek gerekiyor
Dr. Kadir Kiraz’ın Siverek’teki hastalarına ve ailelerine teşekkür ederek veda etmesi, geride yanıtlanması gereken önemli sorular bırakıyor.
Yetkililer, ilgili branştaki hekim kapasitesini ve günlük hasta yoğunluğunu incelemeli; sağlık hizmetine erişimde yaşanan güçlüklerin giderilmesi için atılacak adımları kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Şanlıurfa’nın sağlık yatırımlarına ihtiyacı var. Ancak yatırımların başarısı, yalnızca harcanan parayla değil, vatandaşın aldığı hizmetle değerlendirilmelidir.
Sayın Dusak’ın dile getirdiği yatırım rakamları da bu açıdan ele alınmalı; yapılan çalışmaların kapsamı ve sahadaki sonuçları somut verilerle açıklanmalıdır.
Çünkü Urfa’da yaşayan vatandaş için asıl mesele, kürsüden kaç milyar liralık yatırım anlatıldığı değil, hastalandığında ihtiyaç duyduğu doktora ulaşıp ulaşamadığıdır.
Urfa’da bir söz vardır: “Hizmetin kıymeti, ihtiyaç duyulduğunda belli olur.”
Siverek’te yaşananlar da sağlık yatırımlarıyla birlikte hekim ihtiyacının, çalışma koşullarının ve vatandaşın hizmete erişiminin neden aynı ciddiyetle ele alınması gerektiğini hatırlatıyor.
Bir doktorun vedası, yetkililer için yalnızca bir istifa haberi olarak kalmamalı; sahadaki sorunları tespit etmek ve çözmek için bir uyarı niteliği taşımalıdır.
Çünkü sağlıkta başarı, anlatılan rakamlardan önce, vatandaşın hastane kapısından eli boş dönmemesiyle ölçülür.