Yerel yönetimlerde en zor ayrım nedir diye sorsanız, çoğu kişi bütçe, proje ya da planlama der. Oysa sahadaki vatandaş için mesele çok daha nettir: Kim çalışıyor, kim çalışıyor gibi yapıyor? İşte bütün tartışmanın özeti tam da burada gizlidir.
Bir belediyede işler gerçekten yürüyorsa bunu anlatmaya gerek kalmaz; yol konuşur, temizlik konuşur, düzen konuşur. Ama işler kâğıt üzerinde yürüyorsa, o zaman en çok konuşan şey raporlar olur. Sayfalar dolusu faaliyet, yüzdelerle ifade edilen başarı oranları… Fakat vatandaşın zihnindeki tek ölçü değişmez: “Benim mahallede ne değişti?”
Eskiden bu sorunun cevabı daha hızlı verilirdi. Çünkü yöneticiler sahadaydı. Başkan da, müdür de, amir de işi yerinde görür, eksik varsa orada fark ederdi. Bugün ise daha karmaşık, daha kalabalık ama bir o kadar da mesafeli bir yapıdan söz ediyoruz. Kadrolar artmış, unvanlar çoğalmış, ama sahaya dokunan el sayısı aynı oranda artmamış gibi görünüyor.
İşin ilginç tarafı şu: Çalışıyor gibi görünmek, çalışmaktan bazen daha fazla enerji gerektiriyor. Toplantılar, sunumlar, süslü cümleler… Her şey hazır. Ama iş sahaya gelince, vatandaşın diliyle söyleyelim:
“Hele bi çıkın bakın, öyle mi değil mi?”
Çünkü Urfa’da ölçü basit. Yol yapılmış mı? Yapılmış. Temiz mi? Temiz. Sorun çözülmüş mü? Çözülmüş.
Ama yok eğer hâlâ aynı sıkıntı devam ediyorsa, o zaman vatandaşın hükmü de nettir:
“Demek ki yapılmamış.”
Burada asıl mesele, yönetim anlayışının sahadan kopup kopmadığıdır. Zira masa başında hazırlanan her rapor, sahadaki gerçeklikle sınanmak zorundadır. Aksi hâlde ortaya “tamamlanmış gibi görünen ama tamamlanmamış işler” çıkar. Bu da zamanla güven kaybına yol açar.
Elbette bir belediye başkanının her yere yetişmesi mümkün değildir. Ancak sistemin işlemesi gerekir. Müdür sahaya inecek, amir yerinde kontrol edecek, yazılan rapor görülenle örtüşecek. Yoksa iş, vatandaşın gözünde tek cümleye düşer:
“Anlatılan başka, yaşanan başka…”
Eskiden halk buluşmaları vardı. Başkan dinler, vatandaş anlatırdı. Arada filtre yoktu. Şimdi ise çoğu zaman bilgiler süzülerek yukarı çıkıyor. Sorunlar yumuşatılıyor, eksikler törpüleniyor. Ama sahadaki gerçek, olduğu gibi durmaya devam ediyor.
Unutmamak gerekir ki vatandaş en iyi denetçidir. Kimin iş yaptığını da kimin sadece yapıyormuş gibi göründüğünü de bilir. Ve bunu unutmaz. Zamanı geldiğinde de en net değerlendirmeyi yapar.
Sonuç olarak, yerel yönetimlerde başarı; çok rapor yazmakla değil, az ama doğru iş yapmakla ölçülür. Çünkü bu şehirde insanlar lafla değil, işle ikna olur.
Ve en sonunda yine aynı cümle yankılanır sokakta:
“Çalışan belli, çalışıyor gibi olan da…”