Eleştiren Gazeteciye Küsmekle Soru Ortadan Kalkmıyor!

Şanlıurfa’da ve ülkenin birçok yerinde yerel yönetimlerin zaman zaman tartışma konusu olan tutumları, bu meselenin yeniden ele alınmasını gerektiriyor. Belediyeler hangi siyasi görüşten olursa olsun, kamu kaynaklarını kullanıyor, vatandaş adına karar alıyor ve kamu hizmeti yürütüyor. Dolayısıyla eleştirilmek de hesap vermek de bu sorumluluğun doğal bir parçasıdır.

Ne var ki bazı yöneticiler, kendileri hakkında yapılan eleştirileri hizmetin kalitesini artıracak bir fırsat olarak görmek yerine kişisel bir meseleye dönüştürebiliyor. Eleştirel haberler karşısında iletişimin kesildiği, gazetecilerin gruplardan çıkarıldığı veya engellendiği yönündeki iddialar da bu açıdan dikkatle değerlendirilmelidir.

Elbette her iddia doğru değildir, her eleştiri de haklı sayılamaz. Gazeteci, haberini belgeye dayandırmak ve doğruluğunu araştırmak zorundadır. Ancak bir haberin yanlış olduğu düşünülüyorsa bunun yolu, soruyu soran kişiye sırt çevirmek değil, gerçeği ortaya koymaktır.

Çünkü soruyu soranı susturmak, sorunun cevabını vermek değildir.

Alkışa Alışanlar, Eleştiriye Neden Tahammül Edemiyor?

Makamlar insanı eleştiriden muaf tutmaz. Tam tersine, kamu adına kullanılan yetki arttıkça hesap verme sorumluluğu da artar.

Bir belediye başkanı, bir kurum yöneticisi veya herhangi bir kamu görevlisi yaptığı hizmetleri anlatabilir. Başarılarını kamuoyuyla paylaşabilir. Ancak aynı kamuoyu, eksikleri de gündeme getirebilir. Bir yönetimin yalnızca övgüye açık, eleştiriye kapalı olması, sağlıklı bir denetim anlayışıyla bağdaşmaz.

Urfalı usulü söyleyelim: “Kardaş, işin iyiyse anlatırsın, eksiğin varsa da dinlersin!”

Burada mesele kimsenin eleştiriyi sorgusuz sualsiz kabul etmesi değildir. Mesele, eleştiri karşısında nasıl bir tutum sergilendiğidir.

Yanlış haber varsa belgeyle düzeltilir. Eksik bilgi varsa tamamlanır. İddia dayanaksızsa somut verilerle cevaplanır. Ancak eleştiriyi yapanla iletişimi kesmek, kamuoyunun merakını gidermediği gibi yeni soru işaretlerine de kapı aralayabilir.

Yöneticilik, yalnızca doğru zamanda konuşmayı değil, zor zamanda da cevap verebilmeyi gerektirir.

Gazeteci Halkla İlişkiler Memuru Değildir

Gazetecinin görevi, yöneticilerin hoşuna gidecek cümleler kurmak veya her açıklamayı sorgulamadan yayımlamak değildir. Gazetecilik; araştırmak, doğrulamak, karşılaştırmak ve kamu yararını ilgilendiren konuları gündeme taşımaktır.

Elbette bu mesleğin de sınırları vardır. Kişilik haklarına saygı, doğruluk, haber ile yorum arasındaki ayrım ve iddiaların dikkatle değerlendirilmesi temel meslek ilkeleridir. Kimseye belgesiz suç isnat edilemez; eleştiri adı altında kişisel haklar hedef alınamaz.

Ancak bu ilkeler, gazetecinin zor sorular sormasını engelleyen bir gerekçeye de dönüştürülmemelidir.

Bir gazeteci kamu kaynağının kullanımını sorguladığında, bir ihalenin gerekçesini araştırdığında veya bir hizmetteki aksaklığı haberleştirdiğinde yaptığı işin merkezinde kamu yararı bulunabilir. Böyle bir haberden rahatsızlık duyulması, haberin yanlış olduğunu tek başına göstermez.

Urfalı bir ifadeyle: “Her duyduğuna inanma ama sorulan sorudan da kaçma!”

Gazeteci, sorusunun hesabını meslek ilkeleri çerçevesinde verir. Yönetici de kamuoyuna açıklaması gereken işlemlerin hesabını bilgi ve belgeyle verir. Sağlıklı denge budur.

Şeffaflık, Dosya Açıldığında Belli Olur

Kamu yönetiminde şeffaflık denildiğinde akla yalnızca faaliyet raporları, gelir-gider tabloları ve basın açıklamaları gelmemelidir. Asıl mesele, açıklanan bilgilerin anlaşılır, tutarlı ve denetlenebilir olmasıdır.

Bir kurumun mali tablolarında farklılık bulunduğu ileri sürülüyorsa bunun sebebi açıklanmalıdır. Harcama yöntemleri sorgulanıyorsa ilgili kayıtlar incelenebilir olmalıdır. Bir hizmetin neden geciktiği soruluyorsa takvim, gerekçe ve sorumluluklar ortaya konulmalıdır.

Burada peşinen suçlama yapmak değil, kamu adına kullanılan kaynağın hesabını sormak esastır.

Örneğin doğrudan temin, mevzuatın izin verdiği koşullarda kullanılabilen bir yöntemdir; tek başına usulsüzlük anlamına gelmez. Ancak yapılan alımların gerekçesi, fiyat araştırması ve kamu yararı bakımından değerlendirilmesi son derece doğaldır.

Kamu kaynağı söz konusu olduğunda soru sormak, kimseye yapılmış bir haksızlık değildir. Asıl önemli olan, soruların belgeler üzerinden cevaplanması ve iddiaların somut verilerle değerlendirilmesidir.

Şeffaflık, yalnızca göstermek istediğini göstermek değil, sorulduğunda açıklanması gerekeni de açıklayabilmektir.

Geçmişin Hatasını Anlatmak, Bugünün Sorumluluğunu Silmez

Yerel yönetimlerde sık karşılaşılan tartışmalardan biri de geçmiş dönemlerin borçları ve hatalarıdır. Yeni göreve gelen yöneticiler, devraldıkları mali yükleri ve karşılaştıkları sorunları açıklayabilir. Bu, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından önemlidir.

Ancak geçmişi anlatmakla bugünü yönetmek aynı şey değildir.

Önceki yönetimin hataları varsa bunlar belgelenmeli ve gerekli süreçler işletilmelidir. Fakat bugünkü yönetim de kendi döneminde hangi sorunları çözdüğünü, hangi projeleri tamamladığını ve kaynaklarını nasıl kullandığını açıklamalıdır.

Vatandaşın sorusu açıktır: Dün ne yaşandı, anladık. Peki, bugün ne yapılıyor?

Her başarısızlığın geçmişe bağlandığı, her eksikliğin önceki yönetime havale edildiği bir anlayışta bugünün sorumluluğu geri planda kalır. Oysa kamu hizmeti, yönetim değiştiğinde durmaz; sorumluluk da el değiştiren makamla birlikte devam eder.

Urfalı bir sözle ifade edelim: “Dün kimin ne yaptığını anlatmak kolay; hele bir de bugün ne yaptığını göster!”

Makamın Ağırlığı, Eleştiriye Verilen Cevapta Belli Olur

Bir yöneticinin gücü, kendisini eleştirenleri çevresinden uzaklaştırabilmesiyle ölçülmez. Asıl güç, eleştiri karşısında soğukkanlılığını koruyabilmekte, yanlış gördüğü bilgiyi düzeltebilmekte ve haklı eleştiriden ders çıkarabilmektedir.

Kamu görevlilerinin de kişilik hakları ve hukuki başvuru yolları vardır. Gazetecilerin de mesleklerini sorumlu biçimde yürütme yükümlülüğü bulunur. Bu hak ve sorumlulukların dengeli biçimde korunması gerekir.

Ancak eleştirel yayınlar sonrasında gazetecilere farklı muamele yapıldığı iddiaları ortaya çıkıyorsa, bunlar somut olaylar üzerinden açıklığa kavuşturulmalıdır. İletişim gruplarının kullanımına ilişkin kurallar bulunabilir; önemli olan, bu kuralların hangi gerekçelerle ve nasıl uygulandığının açık olmasıdır.

Çünkü iletişimi kesmek, kamuoyunun bilgi edinme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Sessizlik de kendiliğinden güven oluşturmaz.

Bir yöneticiye yöneltilen her eleştiri doğru olmayabilir. Fakat her eleştiriyi düşmanlık olarak görmek de doğru değildir.

Eleştiriden korkan yönetim, kendisini yalnızca alkışların sesine mahkûm eder. Oysa kamu yönetiminin ihtiyacı alkış değil, sağlıklı denetimdir.

Son Söz: Soruyu Susturmak Değil, Cevabı Güçlendirmek Gerekir

Bu mesele yalnızca bir belediyenin, bir siyasi partinin veya bir yöneticinin meselesi değildir. Kamu gücünü kullanan herkes için geçerlidir.

Belediyeler, kamu kurumları, seçilmiş yöneticiler ve atanmış görevliler; kendilerine yöneltilen meşru sorulara açık ve anlaşılır cevaplar verebilmelidir. Gazeteciler de haberlerini doğrulamalı, iddialarını belgelemeli ve eleştirilerini kamu yararı çerçevesinde ortaya koymalıdır.

Demokrasinin sağlıklı işlemesi, taraflardan birinin susmasıyla değil, her iki tarafın da sorumluluğunu yerine getirmesiyle mümkündür.

Urfalı vatandaşın beklentisi de aslında çok açık: Yapılan iş anlatılsın, yapılmayan iş gizlenmesin, kamu kaynağının hesabı verilsin ve soru soran kişi sırf eleştirdiği için hedef hâline getirilmesin.

Çünkü gazetecilik alkış dağıtma makamı değildir. Kamu yönetimi de eleştiriden muaf bir alan değildir.

Kardaş, soruya kızmakla cevap verilmiş olmuyor. Eleştiren gazeteciye küsmekle mesele kapanmıyor. Varsa yanlış, belgeyle düzelt; varsa eksik, açıkla; varsa hata, gider.

Zira kamu yönetiminde itibar, eleştiriyi engellemekle değil, eleştiri karşısında gerçeği ortaya koyabilmekle korunur.

Ve unutulmasın: Soruyu susturmak kolaydır; hesabını verebilmek ise gerçek yöneticilik ister.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Bültenimize Kaydolun

Şanlıurfa yerel ve ulusal haberlerden ve fırsatlardan haberdar olun.

Benzer Haberler

Şanlıurfa’da Bitmeyen Kavşak Çilesi: Hastane Yolunda Tam Kapanma Tepkisi

Şanlıurfa’da yapımı devam eden köprülü ve alt geçitli kavşak projeleri arasında yer alan bir kavşakta yolların tamamen kapatılması, vatandaşların tepkisine neden oldu.

47 ilde DEAŞ’a yönelik operasyonlarda 298 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 47 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik emniyet ve jandarma tarafından 2 haftadır düzenlenen operasyonlarda 298 şüpheli terör örgütü mensubunun yakalandığını açıkladı.

Şanlıurfa Barosu, Avukata Saldırı Nedeniyle Cübbeleriyle Yürüyüş Düzenleyecek

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 1 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirilen trafik denetimi sırasında bir sürücünün kimlik ve sürücü belgesini göstermemesi, trafik polisine direnmesi ve bir avukatın da olaya dahil olması üzerine adli soruşturma başlatıldı. Konuyla ilgili Şanlıurfa Valiliği, ayrıca idari inceleme yapıldığını duyurdu.

Yeniden Refah Partisi Siverek İlçe Başkanlığı’nın Yeni Binası Açıldı

Fatih Erbakan’ın katılımıyla, Siverek’te Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanlığı’nın yeni hizmet binasının açılışı gerçekleştirildi.