Şanlıurfa yine bekliyor…
Beklemek bu şehrin kaderi mi, yoksa alışkanlık hâline getirilen bir ihmalkârlığın sonucu mu?
Bir yanda raylar döşeniyor, projeler açıklanıyor, “müjdeler” havada uçuşuyor… Diğer yanda Şanlıurfa, her yeni paylaşımda bir kez daha hatırlıyor: Bu ülkenin büyük yatırımları söz konusu olduğunda Urfa çoğu zaman ya unutuluyor ya da bilerek görmezden geliniyor.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı “Nurdağı-Kahramanmaraş Hızlı Tren Hattı” paylaşımı, Şanlıurfa’da işte bu yüzden yalnızca bir proje duyurusu olarak görülmedi. Bu paylaşım, Urfa’nın yıllardır içine gömülen sitemini yeniden ayağa kaldırdı. Çünkü bu şehir artık bir şeylerin eksikliğini değil, bir şeylerin kasıtlı biçimde yokluğunu konuşuyor.
Bakan Uraloğlu paylaşımında, Kahramanmaraş’ın Doğu Akdeniz limanlarına ve ana ticaret koridorlarına entegre edileceğini belirtti. Hattın 49 kilometre uzunluğunda olacağını, saatte 200 kilometre işletme hızına uygun planlandığını ve hem yolcu hem yük taşımacılığında kapasite artışı sağlayacağını ifade etti. Üstelik Kahramanmaraş’ın üretim potansiyelinin daha geniş pazarlara taşınacağını söyledi.
Güzel…
Elbette her şehir yatırım almalı.
Elbette kalkınma, bir bölgenin değil tüm ülkenin meselesi olmalı.
Ama Şanlıurfa’nın sorusu başka:
“Peki biz neredeyiz?”
Raylar büyüyor, Urfa’nın sabrı tükeniyor
Şanlıurfa yıllardır hızlı tren meselesinde bir cümleyle avutuluyor:
“Gündemimizde.”
Bu şehir, artık “gündemde olmayı” istemiyor. Bu şehir, artık “dosyaların arasında kaybolmayı” kabul etmiyor. Çünkü Şanlıurfa, yalnızca haritada büyük bir şehir değil; nüfusuyla, üretimiyle, tarihiyle, turizmiyle ve stratejik konumuyla bir bölgenin kalbidir.
Ama mesele hızlı tren olunca, o kalp sanki hiç atmıyormuş gibi davranılıyor.
Gaziantep’e hızlı tren…
Adana’ya hızlı tren…
Mersin’e hızlı tren…
Şimdi de Kahramanmaraş’a hızlı tren…
Peki Şanlıurfa?
Şanlıurfa’ya düşen yine “sabır” oluyor.
Şanlıurfa’ya düşen yine “bekleyin” oluyor.
Şanlıurfa’ya düşen yine “söz” oluyor.
Raylar bir yerlere uzanıyor ama Urfa’ya uzanmıyor.
2018’ de verilen sözler, bugün sessizliğe gömüldü
Şanlıurfalı vatandaşların tepkisinin en büyük nedeni de bu: Unutulmadı. Çünkü Urfa’nın hafızası güçlüdür. Bu şehir, kendisine verilen sözleri duvarlara yazmasa bile yüreğine kazır.
2018’de “Urfalı hızlı trene binecek” denildi. O söz söylendiğinde insanlar umutlandı. “Urfa büyüyor, Urfa gelişiyor, Urfa çağ atlıyor” dendi. Aradan yıllar geçti… Ne temel atıldı, ne takvim açıklandı, ne bir istasyonun yeri belli oldu.
Bugün vatandaşlar haklı olarak soruyor:
“Madem Urfa yoktu, neden söz verdiniz?”
“Madem yapılmayacaktı, neden umut dağıttınız?”
Çünkü bu şehir artık vaatle değil, icraatla konuşmak istiyor.
Urfa’ya tren değil, kırgınlık birikiyor
Şanlıurfa’nın tepkisi yalnızca ulaşım meselesi değil. Bu tepki, yılların birikmiş duygusudur. Bir şehir düşünün; ülkenin tarım ambarlarından biri… Üretim yapıyor, ihracat hedefliyor, sanayi gelişiyor. Turizmde dünyanın gözünü üzerine çekiyor. Göbeklitepe gibi insanlık tarihini değiştiren bir mirasa ev sahipliği yapıyor.
Ama konu ulaşım yatırımlarına gelince, Şanlıurfa hep “yarın” denilerek erteleniyor.
Şanlıurfa, Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen, hızlı tren gibi stratejik projelerde sürekli dışarıda kalıyorsa burada sadece planlama hatası yoktur; burada adalet sorunu vardır.
Çünkü ulaşım sadece yol değildir. Ulaşım, kalkınmanın damarlarıdır. Bir şehre ulaşım götürmüyorsanız, o şehre “gelişme” de götürmüyorsunuz demektir.
“Urfa’yı sevmeyen bakan” tepkisi neden doğdu?
Vatandaşların bazıları Bakan Uraloğlu’na “Şanlıurfa’yı sevmeyen bakan” diyerek tepki gösterdi. Bu ifade ağırdır, belki kırıcıdır. Ancak bu cümlenin arkasında hakaret değil, yıllardır taşınan bir hissiyat vardır.
Çünkü Urfa kendisini artık sadece ihmal edilmiş değil, görmezden gelinmiş hissediyor.
Bu şehir şunu söylüyor:
“Biz bu ülkeye yük değiliz, biz bu ülkenin gücüyüz. Ama neden her seferinde yok sayılıyoruz?”
Bu tepki bir öfke değil yalnızca…
Bu tepki bir kırgınlıktır.
Bu tepki, her projede adını göremeyen bir şehrin “biz de varız” haykırışıdır.
Şanlıurfa’nın sorusu basit, cevabı gecikmiş
Şanlıurfa bugün bir kez daha soruyor:
Hızlı tren projesi Urfa için var mı?
Varsa hangi aşamada?
Yoksa 2018’de verilen sözler neydi?
Bu şehir neden sürekli listenin dışında tutuluyor?
Bu soruların cevabı artık sosyal medyada değil, resmi ağızlardan verilmelidir. Çünkü Urfa, sadece konuşulmak istemiyor; Urfa artık hakkını istiyor.
Urfa peronda kaldı, tren başka şehirlere kalktı
Bugün hızlı tren projeleri açıklanırken Urfa’nın adı geçmiyorsa, bu şehirde umut değil sitem büyür. Çünkü Urfa yıllardır aynı manzarayı izliyor: Tren kalkıyor… Urfa yine peronda kalıyor.
Ve artık Şanlıurfa’nın sabrı kadar, sessizliği de tükeniyor.
Bu mesele bir tren meselesi değil;
Bu mesele bir şehrin “değer görme” meselesidir.
Şanlıurfa, yıllardır kendisine uzanmayan raylara bakıp aynı soruyu soruyor:
“Biz bu ülkenin neresindeyiz?”