Bir şehrin gerçek kimliği; insanına sunduğu yaşam kalitesiyle, geleceğini ne kadar doğru planladığıyla ve bugün alınan kararların yarın doğuracağı sonuçların ne kadar hesaba katıldığıyla ortaya çıkar.
Tam da bu nedenle, şehircilik yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermek değildir.
Asıl mesele, yarının sorununu bugünden görebilmektir.
Çünkü iyi şehircilik, sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak değil; sorun daha ortaya çıkmadan tedbir almaktır.
Bir kavşağın yetersiz kalacağını yıllar sonra trafik kilitlendiğinde fark etmek şehircilik değildir.
Bir bölgede yeşil alan ihtiyacını nüfus yoğunluğu arttıktan sonra gündeme getirmek şehircilik değildir.
Hastane, okul, konut ve ticaret alanlarını planlarken ulaşım bağlantılarını, otopark ihtiyacını, altyapıyı ve sosyal donatı alanlarını hesaba katmamak da şehircilik değildir.
Bunların tamamı, günü kurtaran ama geleceği kaybettiren anlayışın sonuçlarıdır.
Şehir planı, aslında geleceğin haritasıdır
Bir şehirde bugün alınan imar kararı, yalnızca bugünü ilgilendirmez.
O kararın etkisi yıllarca, hatta nesiller boyunca devam eder.
Bugün konut alanına dönüştürülen bir arazi, yarın okul ihtiyacını doğurabilir.
Bugün dar bırakılan bir yol, birkaç yıl sonra ulaşım sorununa dönüşebilir.
Bugün yeterince düşünülmeden yapılaşmaya açılan bir bölge, yarın park, otopark, sağlık tesisi ve sosyal alan arayışını beraberinde getirebilir.
İşte bu yüzden şehircilik, cetvelle çizilmiş parsellerden çok daha fazlasıdır.
Şehircilik; öngörü, sorumluluk ve kamu yararı meselesidir.
Şehirler plansız büyürse, sorunlar planlı büyür
Özellikle hızlı nüfus artışı yaşayan kentlerde bu konu çok daha büyük önem taşıyor.
Yeni konutlar yapılabilir.
Yeni yollar açılabilir.
Yeni binalar yükselebilir.
Ancak şehir büyüdükçe ihtiyaçlar da aynı hızla büyür.
Bir mahalleye binlerce insan taşındığında yalnızca konut ihtiyacı oluşmaz. Aynı zamanda okul, sağlık tesisi, yeşil alan, spor alanı, otopark, toplu taşıma, altyapı ve güvenli ulaşım ihtiyacı da ortaya çıkar.
Bunları önceden hesaplamazsanız, yıllar sonra aynı bölgede yeni bir sorunla karşılaşırsınız.
Sonra çözüm için yeniden yol genişletmeye, yeniden kamulaştırmaya, yeniden plan değişikliğine ve yeniden kaynak harcamaya başlarsınız.
Oysa doğru planlama yapılmış olsaydı, bu maliyetlerin önemli bir bölümü hiç ortaya çıkmayacaktı.
İyi belediyecilik, yalnızca bugünü değil yarını da düşünmektir
Bir belediye başkanının başarısı yalnızca yaptığı asfaltla, açtığı parkla veya tamamladığı bina sayısıyla ölçülmemeli.
Asıl başarı, 10-20 yıl sonrasının şehrini bugünden tasarlayabilmektir.
Çünkü asfaltın ömrü vardır.
Bir binanın ömrü vardır.
Bir kavşağın kapasitesi vardır.
Ama yanlış bir şehircilik kararının etkisi, bunların çok ötesine geçebilir.
Bu nedenle şehir yönetimlerinde günübirlik kararların yerine uzun vadeli planlama anlayışının hâkim olması gerekir.
Şehirler, seçim takvimlerine göre değil; gelecek nesillerin ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.
Şehircilikte en pahalı hata, geç kalmaktır
Bir problemi ortaya çıktıktan sonra çözmenin maliyeti, çoğu zaman o problemi önceden engellemenin maliyetinden çok daha yüksektir.
Bugün yapılmayan bir planlama, yarın kamulaştırma maliyetine dönüşebilir.
Bugün korunmayan bir yeşil alan, yarın betonlaşmış bir bölgede nefes alma ihtiyacına dönüşebilir.
Bugün düşünülmeyen ulaşım bağlantısı, yarın trafik çilesi olarak karşımıza çıkabilir.
Ve bütün bunların faturası yine vatandaşa çıkar.
İyi şehircilik tam da burada başlar:
Sorunu gördüğünüzde değil, sorun henüz ortada yokken harekete geçmekte.
Çünkü gerçek başarı, krizi yönetmek değil; krizin hiç yaşanmamasını sağlamaktır.
Şehrin geleceği bugünden yazılıyor
Bugün alınan her imar kararı, verilen her ruhsat, açılan her yol, ayrılan her yeşil alan ve belirlenen her yapılaşma koşulu şehrin geleceğine bırakılan bir mirastır.
Bu nedenle şehircilik kararları alınırken yalnızca “Bugün neye ihtiyacımız var?” sorusu sorulmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Bu kararın 10 yıl sonra, 20 yıl sonra şehrimize etkisi ne olacak?”
Eğer bu sorunun cevabı verilmeden karar alınıyorsa, orada planlama değil, günü kurtarma anlayışı vardır.
Şehirler emanet alınır.
Ve emanet edilen bir şehri yönetmenin en temel sorumluluğu, onu yalnızca bugüne değil, yarına da hazırlamaktır.
Unutmayalım:
İyi şehircilik, sorun ortaya çıktığında çözüm üretmek değildir.
İyi şehircilik, sorun daha ortaya çıkmadan onu görüp tedbir almaktır.
Çünkü iyi planlanmış bir şehir tesadüfen ortaya çıkmaz.
İyi şehir, bugünü yaşayanların değil; yarını düşünenlerin eseridir.