“Oruç Tutun, Sıhhat Bulun”: Harran Üniversitesi’nden Ramazan İçin Sağlıklı Oruç Uyarıları

ŞANLIURFA – Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uyanıkoğlu, Ramazan ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada orucun yalnızca dinî bir ibadet olmadığını belirterek, “Oruç; bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığa katkı sunan önemli bir arınma sürecidir. Oruç tutun, sıhhat bulun.” dedi.

Oruç Bedensel ve Ruhsal Sağlığı Destekliyor
Sağlığın; bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâli olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Uyanıkoğlu, orucun bu üç alan üzerinde de olumlu etkiler oluşturduğunu ifade etti. Oruç sürecinin kişiye durma, düşünme ve hayatı daha bilinçli yaşama imkânı sunduğunu kaydeden Uyanıkoğlu, ibadetin aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti.

Otofaji Mekanizması ve Bilimsel Dayanak
Son yıllarda bilim dünyasında öne çıkan “otofaji” mekanizmasına dikkat çeken Uyanıkoğlu, hücrelerin kendini yenileme ve temizleme süreci olarak tanımlanan bu mekanizmanın, 2016 yılında Japon bilim insanı ’ye Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kazandırdığını hatırlattı.

12-18 saatlik açlık sürecinde aktive olan otofajinin, Ramazan orucu ile doğal biçimde desteklendiğini belirten Uyanıkoğlu, bilinçli ve dengeli beslenmenin bu süreci daha sağlıklı hâle getirdiğini vurguladı.

“Sahura Kalkmak Önemlidir”
Ramazan ayında yapılan en büyük hatalardan birinin sahura kalkmamak olduğunu belirten Uyanıkoğlu, sahurun atlanmasının gün içinde kan şekerinin daha erken düşmesine ve susuzluğun artmasına neden olacağını söyledi.

Sahurda şekerli, unlu ve tuzlu gıdalardan kaçınılması gerektiğini ifade eden Uyanıkoğlu, bu tür besinlerin erken acıkma ve susamaya yol açtığını dile getirdi.

Sahurda Protein Ağırlıklı Beslenme Önerisi
Sahur öğününün protein ağırlıklı planlanması gerektiğini belirten Uyanıkoğlu, yumurta, yoğurt ve peynir gibi besinlerin uzun süre tokluk sağladığını ifade etti.

Sahura çorba ve salata ile başlanmasının mideyi rahatlatacağını kaydeden Uyanıkoğlu, kısa bir dinlenme süresinin ardından ana öğüne geçilmesini önerdi.

“İftar Sofrası İfrat Sofrası Olmamalı”
İftar sofralarında aşırı tüketime karşı da uyarılarda bulunan Uyanıkoğlu, “İftar sofrası ifrat sofrası olmamalı.” dedi.

İftarda bir adet hurma ve 5-7 adet zeytin tüketiminin yeterli olacağını belirten Uyanıkoğlu, ekmek tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğini vurguladı.

Tatlı Tüketiminde Denge Şart
Tatlı tüketiminin iftardan hemen sonra yapılmasının daha uygun olduğunu belirten Uyanıkoğlu, protein ve lifli gıdaların şeker emilimini yavaşlattığını söyledi.

Ramazan ayında güllacın dengeli içeriği nedeniyle uygun bir tatlı seçeneği olduğunu ifade eden Uyanıkoğlu, sütlaç, kabak tatlısı ve ayva tatlısının da kontrollü şekilde tüketilebileceğini kaydetti.

“Doğru Beslenme ile Oruç Yük Değil”
Prof. Dr. Ahmet Uyanıkoğlu, orucun doğru beslenme alışkanlıklarıyla desteklendiğinde kişiye yük olmadığını, aksine bedensel ve ruhsal iyilik hâlini güçlendiren bir süreç olduğunu belirterek, Ramazan ayında bilinçli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Bültenimize Kaydolun

Şanlıurfa yerel ve ulusal haberlerden ve fırsatlardan haberdar olun.

Benzer Haberler

Başkan Gülpınar, Büyükşehir Belediyesi Personeliyle Bayramlaştı

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Kurban Bayramı dolayısıyla belediye hizmet binasında ve kentin farklı noktalarında görev yapan belediye personeliyle bayramlaştı.

Kırmızı kategoride aranan terörist Ramazan Aktaş etkisiz hale getirildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kırmızı kategoride aranan PKK/KCK terör örgütü mensubu Faraşin-Bedran kod adlı Ramazan Aktaş’ın Mardin’de etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Viranşehir Belediyesi’nden Kadın Dayanışmasını Güçlendiren Çalışmalar

Viranşehir Belediye Eş Başkanı Bedriye Yorgun, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nün faaliyetlerini değerlendirmek amacıyla Kadın ve Aile Destek Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Uzmanından uyarı! Madde kullanımı bir ‘aile hastalığı’!

Madde kullanımının çoğunlukla çevresel faktörlerin etkisi ile başladığını kaydeden uzmanlar, madde kullanım bozukluğunun yalnızca madde kullanan bireyi değil ailesini ve yakın çevresindeki kişileri de etkilediğini, bu nedenle bir anlamda bir ‘aile hastalığı’ olduğunu söylüyor.